Biyolog Serkan Eğrilmez

:: Fotoğraf paylaşmak
:: Bilgi paylaşmak
:: Anı paylaşmak

8 Temmuz 2009 Çarşamba

Süreyya Bey’in ardından…


Süreyya Bey’in ardından…

Kendimi Doğanbey Evleri gibi yalnız hissediyorum…

Çok üzgünüm…

Hem yazmak istiyorum aklımdan geçenleri, hem de elim varmıyor.

Süreyya Bey ile 2004 yılında ortasında Eski Doğanbey Köyü’nde tanıştığımı hatırlıyorum. Ben milli park binasında biyolog olarak görev yapmaya başlamıştım.

4x4 bir araç günde birkaç kez binanın önünden geçiyordu. Köylü çalışanlarımızdan öğrendim ki o geçen kişinin ismi “Süreyya Bey”miş. Onu tanıyan herkes böyle ifade ediyordu.

Bir gün binanın sağ tarafındaki yamaçtan inerken gördüm Süreyya Bey’i. İşte o gün çok içten ve sıcak bir sohbet ile tanıştık. O akşam üzerinde güneş batarken çaylarımızı içtik. Köy içindeki evini tarif edip, bir şeyler içmeye davet etti. İşte böyle başladı tanışıklığımız.

Ben o köyde 2 yıl yaşadım. 2006 başında da ayrıldım. Ayrılırken geride ömrümün sonuna kadar unutamayacağım anılar bıraktım.

2009 haziranında en uzun gündüzün yaşandığı gün Eski Doğanbey’e, köyümüze gittim. O çok üzüldüğüm haberi de yine köylülerden öğrendim.

Köyü bana sevdiren pek çok neden var. Hiç şüphem yok ki en başta sayacaklarımdan biri de Süreyya Bey’dir. Hatta köyde küçücük bir arsa almamın nedenlerinin başında gelir.

Arsayı aldığım günü hatırlıyorum. Ahmet Bey’in evinin önündeki çınarın altında oturuyorduk. (Ben oraya “Çınaraltı Üniversitesi” diyorum. Çünkü orada bir üniversite daha bitirdim. Pek çok bilim insanı ve aydın insanla tanışma, sohbet etme fırsatını yakaladım.) Ahmet Bey (Han) ile sohbet ederken Süreyya Bey gelmişti. Ahmet Bey, Serkan’ı da köyümüze kazandırdık deyince Süreyya Bey elini uzatıp tebrik etmiş, elimi bırakmadan pazarlık eder gibi “Eee ne zaman başlıyoruz inşaata” demişti. Ben bütün param arsaya gitti diye yanıt veriyorken Ahmet Bey bir el arabası, kazma ve kürekle köşeden çıkıvermiş, “sen şunları bir al bakalım” dediğinde ise Süreyya Bey’in kahkahasının ardından, “Serkan çok şanslısın, hadi bakalım evin bir duvarı da benden o halde” dediğini hatırlıyorum. Evet çok şanslıydım. Çok onur verici sözler duyuyordum. Süreyya Bey, Ahmet Bey ve sonrasında Mete Bey (Sözen) beni o köyde bir ev yapmak için çok heveslendirmişlerdi.

Şu geçen zaman zarfında bir ev yapamadım ama Süreyya Bey ile köyden ayrıldıktan sonra yazışmalarımız devam etti ve “Doğanbey Evleri”nden birinde misafir olma şansını yakaladım.

Doğanbey Evleri için web sayfası yapılırken köyde çektiğim doğa ve yaban hayat fotoğraflarını göndermiştim. Bana yanıt yazıp, fotoğrafları kaynak göstererek kullanıyorum, sayende milli park ve kuş gözlemi sayfalarım çok gerçekçi ve güzel bir hale geldi. Teşekkür ederim, köye bekliyorum diye yazdığında nasıl mutlu olduğumu anlatamam.

Hayat her zaman dikensiz gül bahçesi değildi. Ben kalbimin kanadığı bir gün kendimi Süreyya Bey ve Sezen Hanım’ın yanında buluverdim. Birlikte yemekler yiyip, milli parka denize gitmiştik. Hatta utanç duyduğum ve kendime kızdığım anlardan birini yaşamış, kendim misafirken bir misafir daha getirmiştim. Süreyya Bey, benim bu olay karşısında utandığımı anlaşmış, bir göz kırpmasıyla beni yine çok mutlu etmişti. Ben yine de kendime hala kızıyorum.

Köyden ayrıldıktan sonra bir gün Doğanbey Evleri’nin web sayfasını ziyaret etmek için tıkladığımda sayfanın kullanımda olmadığını görünce Süreyya Bey’i aradım. Telefonda bana bir süre evleri işletmemeye karar verdiğini o nedenle siteyi kapattığını söyledi. Bu son konuşmamız oldu.

Süreyya Bey’i tanıyanlar, kendilerini şanslı hissedenlerdir.

Kendimi çok şanslı hissediyor, aynı zamanda bu büyük kayıp karşısında çok üzüldüğümü belirtmek istiyorum.

:: Köyden geldikten iki gün sonra sol gözümde bir görme kaybı olduğunu fark edip doktora gittim. Aşırı stres ve üzüntü nedeniyle göz kanaması geçirdiğim ve retina tabakalarında ayrılma meydana geldiği söylendi. On gün kadar onun etkisinde kaldım ve ancak yazabildim. İnsanlar neye bu kadar üzüldün ya da stres yaptın deyip duruyorlar.

Süreyya Bey, çok üzgünüm… Sizi hiç unutmayacağım.

Sezen Hanım ve hiç tanıyamadığım Zeynep, başsağlığı dilemekten başka elimden ne gelir bilemiyorum. Kendimi Doğanbey Evleri gibi yalnız hissediyorum.

1 yorum:

  1. Yazınız için teşekkür ederiz. Birikimlerinizi blogunuzda izlemeyi umuyoruz.

    YanıtlaSil